Anasayfa Hakkımızda Refleksoloji Nedir Evde Hizmet Sağlık Refleksolojisi    Engelli Refleksoloji    Cinsel Refleksoloji    Makaleler     İletişim         
Engelli Refleksoloji   
Bilimsel yayınlarla Engelli Refleksolojisi
Refleksoloji Serebral Palsi İlişkisi
Refleksoloji Felç ilişkisi
REFLEKSOLOJİ İLE DOWN SENDROMU İLİŞKİSİ
Genel Faydaları
Refleksoloji Mikrosefali ilişkisi
Refleksoloji Spina Bifida İlişkisi
REFLEKSOLOJİ İLE TANIŞAN ENGELLİ AİLELERİMİZ
Refleksoloji Otizm İlişkisi
Refleksoloji ve Gelişim geriliği
Refleksoloji konuşma bozukluklara ilişkisi

KİTAPLARIMIZ
 
E-Bülten
 Ad Soyad :  
 E-Posta   :
ekle    çıkar
Anket

Sizce Refleksoloji Faydalı bir Uygulama mı?


Anket Sonuçları Yükleniyor. Lütfen Bekleyin ...

» Önceki Anket Sonuçları
Bilimsel yayınlarla Engelli Refleksolojisi

SEREBRAL PALSİ – REFLEKSOLOJİ İLİŞKİSİ

SEREBRAL PALSİ

Serebral Palsi (SP) gelişimini sürdüren beyinde oluşan bir hasara bağlı kalıcı hareket ve postür bozukluğudur.

Beyindeki lezyon kas tonusu ve koordinasyonunda sorunlar yaratır, zamanla kas iskelet sisteminde ikincil bozukluklar da gelişir. SP tablosu doğum öncesinde, doğum sırasında

veya doğum sonrası erken dönemde oluşan beyin lezyonlarında görülür. Beynin erken gelişim döneminde ve ilerleyici olmayan beyin lezyonlarının tümü SP olarak tanımlanabilir. Nöromotor kontrol bozukluğu dışında SP’ de

ayrıca görme, konuşma, yutma ve bilişsel işlev bozuklukları da olabilir.

Risk Faktörleri                                                                            

Öyküsünde aşağıdaki sorunlar bulunan bebeklerde

SP riski yüksektir.

Doğum öncesi

Enfeksiyonlar

Kanamalar

Plasental yetmezlik

İlaç kullanımı

Travma

Radyasyon

Doğum Prematürite (36. haftadan erken doğum)

Düşük doğum ağırlığı (2500 gr’dan az)

Zor / Müdahaleli doğum öyküsü

Prezentasyon anomalileri

Çoğul gebelik

Doğum sonrası ( 0 – 6 yaş )

Neonatal hiperbilüribinemi

Neonatal enfeksiyonlar sepsis, menenjit

Konvülsiyonlar

Kafa travması

Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları

SP (serebral palsi ), beyin hasarı oluştuktan sonra vücutta tutulan bölgelere göre  sınıflandırılabilir :

1) Hemiplejik Tip : Vücudun bir yarısında tutulum vardır.

2) Diplejik Tip : Bacaklarda baskın olmak üzere dört ekstremitede de tutulum vardır. Bu gruptaki hastaların çoğu 7 yaşa kadar yürür.

3) Kuadriplejik Tip : Dört ekstremite birden şiddetli tutulmuştur. Bu hastaların sadece % 10’u yürür. 7 yaşa kadar yürüyemeyenlerden, hayatları boyunca ambulasyon beklenmez.

 Beyinin tutulan bölgesine göre hastalık çeşitli tablolar ile çıkabilir. Buna göre fizyolojik sınıflama yapılırsa:

1) Spastik tip: En sık rastlanılan tiptir. Piramidal sistem tutulumu mevcuttur. Hipertonisite vardır ve daha çok fleksor kas grupları etkilenir.

2) Atetoid tip: Basal ganglionlar tutulmuştur. İstemsiz hareketler, konuşma güçlüğü ve anlamsız yüz gibi belirtiler vardır.

3) Ataksik : serebellum ve beyin kökü tutulumu vardır. Tremor, nistagmus ve denge problemleri izlenir.

4) Yaygın bozukluk : Rijidite, zeka geriliği, yürüme ve konuşma bozukluğu, ağızdan tükrük akması, idrar - gaita inkontinansı gibi belirtiler ile seyreder. Prognozu en kötü tiptir.

Klinik muayenede ; motor, postür ve denge problemlerine ek olarak duyu bozukluğu, konuşma bozukluğu, algılama bozukluğu, zeka geriliği, epilepsi, iskelette gelişme bozukluğu, kalça çıkığı ve hipersalivasyon olabilir. Daha çok spastik ve hemiplejik tip hakimdir. Ekstremiteler tutulduğunda karakteristik bir postür alırlar.

SEREBRAL PALSİDE TEDAVİ AMAÇLARI

·      Sosyalite

·      Okul katılımı

·      Ağrıların azaltılması

·      Mobilite ve fonksiyon’un arttırılması

·      Eklem çıkıklarının önlenmesi

·      Oturma ve yeterli yürümenin sağlanması

SEREBRAL PALSİDE TEDAVİ YÖNTEMLERİ

1)Medikal tedavi:Beslenmeyi düzenlemek Nöbetleri durdurmak

Genel sağlık önlemleri (aşılama). Spastisite ve hareket bozukluğunu azaltmak. Oral medikasyonlar. İntratekal medikasyonlar

Kemonöroliz (fenol,botulinum toksini)

2)REFLEKSOLOJİ

3)Psikolojik tedavi

4)Özel eğitim

5)Fizyoterapi

6)İş-uğraşı terapisi

7)Ortezler

8)Ortopedik tedavi. Düzeltici alçılama. Cerrahi Tedavi

9)Nöroşirurjik girişimler. Talamotomi. Derin beyin stimulasyonu.

Selektif dorsal rizotomi

10)Elektrostimulasyon. Fonksiyonel elektrik stimulasyon yöntemleri

Repetatif manyetik stimulasyon

REFLEKSOLOJİ İLE TEDAVİ;

SP’nin tedavisi var mıdır?

Merkez sinir sistemine çeşitli yöntemlerle gönderilen duysal uyarıların refleks olarak motor yanıt oluşturduğu bilinmektedir. SP’de yoğun olarak kullanılan refleksoloji tedavisi uzmanların çoklu araştırma

prensibine  dayanan ve ilgili sinir uçlarına manüel bası ile  uygulanan terapilerdir.

Beynin sağlam bölgeleri hasarlı bölgelere ait fonksiyonları

üstlenmesine , yeni sinapslar oluşmasına yardımcı olunur ve 5–6 yaşına kadar beyindeki nöronlar

yeniden organize olurlar, buna bağlı olarak bazı fonksiyonlar kısmen

kazanılmaktadır. Bu sürece nöronal plastisite denmektedir. Refleksoloji ile nöronal plastisiteyi

hızlandırmak ve duysal entegrasyonu artırmak ve bazı yöntemlerin erken aylardan itibaren

uygulanması ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Refleksoloji ile bu yöntem tüm dünyaca kesinlik kazanmış ve uygulama yelpazesi günden güne artış göstermiştir.

Refleksoloji tekniklerin genel amacı kas tonusunu normalleştirmek,

gövdede ileri denge reaksiyonlarını geliştirmek ve normal hareket paternlerini fasilite etmektir. Bazı uyarı noktalarından

verilen basınç kas iğciğinden kalkan germe refleksini inhibe ederek spastik

kas tonusunu azaltır.

Refleksoloji de amaç: Anormal postür ve paternlerin düzeltilmesi,

oluşabilecek deformitelerin önlenmesi, mevcut becerilerin geliştirilmesi, yeni becerilerin öğretilmesi, üst ekstremitelerin fonksiyonel kullanımı sağlamak, yürüme eğitimi vermek, konuşama merkezine yapılan çalışma ile anlaşabilir konuşmayı sağlamaktır.  Refleksoloji merkezlerimizde hastanın çocuk olduğu, ruhsal ve fiziksel gelişimi için çevresi ve diğer çocuklarla iletişiminin önemi unutulmamalı, topluma kazandırılmış mutlu bir birey olması hedeflenmelidir.

SEREBRAL PALSİLİ ÇOCUKLARDA REFLEKSOLOJİ SONUÇLARI:

Pilot çalışma

Psikoakademi Psikolojik Danışmanlık ve Refleksoloji Merkezi, İzmir
SONUÇ:

Çalışma, İzmir Psikoakademi Psikolojik Danışmanlık ve Refleksoloji Merkezinde 2008 – 2009 yıllarında tedaviye alınan 22 SP’li çocuk üzerinde yapıldı. Yaş ortalamaları 9 (maksimum:15 – minimum:3) olan hastalarımızın dosyaları geriye dönük olarak incelendi.

Sonuç olarak, SP’li çocukların düzenli refleksoloji tedavisi almaları, kaba motor - ince motor faaliyetlerini geliştirmekte; bilinç - algısal süreçlerini hızlandırmakta; kasılma ve titremelerini en aza indirgemekte; konuşma faaliyetlerini düzenlemekte; vücut koordinasyonlarını sağlamakta önemli bir rol oynamaktadır.

Bunun yanında, veri tabanının kısıtlı oluşu ve her bir hastanın tedavi süresinin birbirinden bağımsız oluşu, bu alandaki çalışmaların kontrol ve deney grupları oluşturularak yapılacak karşılaştırmalı çalışmaların gereksinimini ortaya çıkarmıştır.

Cerebral palsy*

16 cases of cerebral palsy ages 3 months to 3 years with Gessel growth rate scores of 41 to 55 were divided into two groups. The treatment group received foot massage for 30 days. In the treated group and there was an increase in growth quotient of 30-35 in those 3 to 9 months old and 10-15 with those form 1.5 to 3 years. In the control group the increase in growth quotient was 10-16 for 3-9 months and 9-15 for 1.5 to 3 years. It was suggested that the younger the patient, the better the effect.

Rong-zhi, Wang, "An Approach to Treatment of Cerebral Palsy of Children by Foot Massage," A Clinical Analysis of 132 Cases," (19)96 Beijing International Reflexology Conference (Report), China Preventive Medical Association and the Chinese Society of Reflexology, Beijing, 1996, p. 26

OTİZM – REFLEKSOLOJİ İLİŞKİSİ

Otizm yaşamın ilk 3 yılında ortaya çıkan bir sendromdur. Nedeni bilinmemektedir. Kişi gördükleri, duyduklarını, duyumsadıklarını doğru bir şekilde algılayamaz; bu nedenle sosyal ilişkileri ve davranışlarında ciddi sorunlar vardır. Erkeklerde daha yaygın olarak görülür. Otizm ya kendi başına ya da zeka geriliği, öğrenme güçlüğü, epilepsi gibi diğer gelişimsel bozukluklarla birlikte ortaya çıkabilir. Otizm kelimesinin manası "kendine dönük"tür.

BELİRTİLERİ
Çevresine karşı ilgisizdir. Olaylara ve insanlara tepkisizdir. Genelde tek başınadır. İletişim güçlüğü çeker. Konuşma zorluğu vardır. İnsanlarla temas etmekten rahatsız olur. Tekrarlayıcı davranışlar yapar. Anlamsız kelimeleri tekrarlar. Ellerini kollarını çırpar, olduğu yerde sallanır, kendi etrafında döner.

Yaygın gelişim bozukluğu adı altında toplanan hiçbir süreç birbirinin aynı olarak seyretmez. Her biri kendi iç yapısı içinde farklı özellikler gösterirler. Ancak süreçte kendine özgü ortak özellikler bulunur.
Gelişimleri ne düzeyde veya nasıl bir yapıda olursa olsun onların hayatı ve dünyayı algılayış biçimleri bizim algılama şeklimizden oldukça farklı bir yapı göstermektedir.

TANI ÖLÇÜTLERİ
DSM IV’ (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabinin (The Diagnostic and Statistical Manual for Mental Disorders) dördüncü baskısı Amerikan Psikiyatri Derneği tarafından çıkartılmıştır ve psikiyatrik bozuklukların sınıflandırılmasında kullanılır. DSM IV yalnızca belirtileri tanımlar ve ruh sağlığı profesyonelleri tarafından taninin güvenilirliğini ve standartlığını arttırmak üzere kullanılır.Buna göre göre otizm tanı ölçütleri şunlardır.
1-Aşağıdakilerden en az bir tanesinin varlığı ile kendini gösteren toplumsal ( sosyal) etkileşimde niteliksel bozulma.
a)Toplumsal etkileşimi sağlamak için yapılan el, kol hareketleri, alınan vücut konumu, takınılan yüz ifadesi, göz göze gelme gibi bir çok sözel olmayan davranışta belirgin bir bozulma,
b)Yaşıtlarıyla gelişim düzeyine uygun ilişkiler geliştirememe, onlardan uzak durma,
c)İlgilerini ya da başarılarını kendiliğinden paylaşmama,
d)Toplumsal veya duygusal karşılık vermeme,
 
2-Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren iletişimde niteliksel bozulma,
a)Konuşulan dilin gelişiminde bozulma olması ya da hiç gelişmemiş olmaması
b)Konuşması yeterli olan kişilerde, başkaları ile söyleyişi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğun olması,
c)Basmakalıp, yineleyici ( ekolali), ifadeler ya da özel bir dil kullanması,
d)Gelişim düzeyine uygun çeşitli imgesel ya da toplumsal taklitlere dayalı oyunları kendiliğinden oynamama,
3- Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı ilgi örüntüsü çerçevesinde kapanıp kalma.
a)İlgilenme düzeyi üzerinde odaklanma açısından olağan dışı, basmakalıp ve yineleyici davranışlar çerçevesi içinde kalma,
b)Özgül, işlevsel olmayan, alışıla geldiği üzere yapılan gündelik işlere ya da törensel davranış biçimlerine hiç esneklik göstermeksizin sıkı sıkıya bağlanma,
c)Yineleyici motor manyerizmler ( parmak şıklatma, el çırpma, karmaşık vücut hareketleri)
d)Eşyaların parçalarıyla sürekli uğraşma.

TEDAVİDE REFLEKSOLOJİNİN YERİ

Kısa bir süre önceye kadar bazı uzmanlar otizmin  tedavi edilemeyeceğini ısrarla söylüyor ömür boyu sürecek bir durum olduğu içinde ailelere çocuklarını gerekli kurumlara yerleştirmeleri tavsiyelerinde bulunuyorlardı. Halen birçok uzmana göre otizm tedavi edilemez. Öyle bir şey yoktur bir sefer otist demek ömür boyu otist demektir. Yeni yapılan araştırmanın aksine bu görüşlerin  kesinlik kazanmadığı ortaya çıkmıştır.

 Autism Research Institute ( otizm araştırma enstitüsü ) otizmin tedavi edilebilir olduğunu  ve çocukların iyileşebileceğini  savunarak bir çok çevrenin saplantılı yaklaşımlarına rağmen, Otizm Araştırma enstitüsü doktorları ve sağlık uzmanları çalışmalarıyla değişik yöntemler uygulanarak çocukların durumlarında ciddi oranda iyileşmelerin olduğunu ve hatta düzenli bir tedaviyle otizmin tamamen yenilebileceğini yapmış oldukları çalışmalarla kanıtladılar.


Otizm daha çok beyin ve bağırsak yollarına dokunan tıbbi  bir durum olduğundan dolayı vücudu zararlı maddelerden arındırma metotları ve hücreleri yenilemeye yönelik çalışma olumlu gelişmeler göstermektedir. Refleksoloji ile hiçte yabana atılmayacak oranda olumlu gelişmeler görülmüştür.

 
Örnek verecek olursak Kanada’nın Quebec eyaletinde uygulanan bu yöntem  ABD deki gibi olumlu sonuçlar vermektedir. Dünyanın ve daha bir çok ülkelerde Her biri 20 dakika süren 10 seanslık küçük bir tedavide dahi anne ve babalar çocuklarında olumlu gelişmeler görmüşlerdir. Tam tedavi uygulamalarında azami oranda faydalanabilmek için bir çocuğun ortalama 70 ila 250 seans arası tedavi görmesi gerekmektedir.
Otist çocuklarda ailelerin en çok şikayet ettikleri hiperaktiflik,  agrasiflik, mutsuzluk, kendine zarar verme gibi sıkıntıların kısa surede olumlu sonuç vermesi yüz güldürücüdür.
Refleksoloji seanslarında çoğu otist vakaların ilaç kullanmadan ayak altındaki ilgili sinir uçları dikkatle çalışma sonucunda olumlu sonuçlar alınmıştır. Tedavide hastanın ihtiyacına göre seratonin hormonu salgılatılır, konuşma merkezi düzenlenir, korpuz kollozumdaki bağ kuvvetlendirilir ve gaba düzenlenir.
Tedavi türlerinin değişik olması ve uzmanlık gerektirmesi sebebiyle her çocuğun otistlik derecesi de göz önünde tutularak uygulanmaktadır.  Refleksolojinin daha ileriki yıllarda bir çok hastalıkların tedavisinde olduğu gibi yaygınlık kazanacağı gerçeği ortaya çıkmıştır.

MULTİPL SKLEROSİS’TE REFLEKSOLOJİ VE PROGRESİF KAS RELAKSİYONU UYGULAMASI: Karşılaştırmalı Çalışma

Reflexology and progressive muscle relaxation training for people with multiple sclerosis: A crossover trial

Peter A. Mackereth a,*, Katie Booth b, Valerie F. Hillier b,Ann-Louise Caress b

a Christie Hospital NHS Trust, University of Derby (Buxton campus), Rehabilitation Unit,

Wilmslow Road, Manchester M20 4BX, UK

b The University of Manchester, School of Nursing, Midwifery & Social Work, Coupland Building 111,

Coupland Street, Manchester M13 9PL, UK

Complementary Therapies in Clinical Practice

Bu çalışmada 4 farklı tipteki 50 MS Hastası 25'er olma üzere iki gruba ayrılır.2 grubada 6 haftalık Refleksoloji ve PMR uygulaması yapılır.Çalışma sonucunda öncelikli olarak refleksolojinin olumlu sonuçlar verdiği görülmüştür.

DEMANS HASTALARINDA REFLEKSOLOJİ’NİN KLİNİK SONUÇLARI

The Clinical Efficacy of Reflexology in Nursing Home Residents with Dementia

NANCY A. HODGSON, Ph.D., R.N.,and SUSAN ANDERSEN, B.S., C.H.E.S.

THE JOURNAL OF ALTERNATIVE AND COMPLEMENTARY MEDICINE

Volume 14, Number 3, 2008, pp. 269–275

© Mary Ann Liebert, Inc.

DOI: 10.1089/acm.2007.0577

SONUÇ:Bu çalışmanın veri tabanını 80 – 96 yaş arası; 11’i denek, 10’u kontrol grubu olmak üzere toplam 21 hasta oluşturmaktadır. Denek grubuna 4 haftalık bir süreçte günde 4 kez 30’ar dakika refleksoloji uygulanır. Yukarıdaki tablo, ANANO ( Repeated measures analysis of variance) ölçümlerine göre refleksolojiden sonra denek grubun Tükrük alfa-amilaz (sAA) değerlerinin % 44.4 oranında azaldığını göstermektedir. Bunun yanında bu çalışmada, refleksolojinin demanslarda ağrıların (F= 5.45, p=0.031) ve stresin azaltılmasında (F = 4.06, p = 0.069) etkili olduğu saptanmıştır.

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI’NA (KOAH) REFLEKSOLOJİ’NİN ETKİSİ

A randomised-controlled trail examining the effects of reflexology of patients with chronic obstructive pulmonary disease (COPD)

Iain S.A. Wilkinson, Samantha Prigmore, Charlotte F. Rayner

Complementary Therapies in Clinical Practice (2006) 12, 141–147

St George’s Hospital, Tooting, London SW17, UK

SONUÇ:Bu çalışmanın veri tabanını 7 si denek, 7 si kontrol grup olmak üzere toplam 14 ( 8 E, 6 K) KOAH hastası oluşturmaktadır. Yukarıdaki tabloda, 6 aylık süreci kapsayan refleksoloji tedavisi sonrasında KOAH hastalarına uygulanan anket[1][1] sonuçları yer almaktadır.

(1)   AQ20, London aktivasyonu skorları, HAD anketleri

REFLEKSOLOJİ’NİN BARORESEPTÖR REFLEKS DUYARLILIĞI, KAN BASINCI VE SİNÜS ARİTMİSİNDEKİ ETKİSİ

The effect of reflexology on baroreceptor reflex sensitivity, blood pressure and sinus arrhythmia

B. S. M. Frankel

Complementary Therapins in Medicine (1997) 5, 80 84 © Pearson Professional Ltd 1997

University of Leeds, Leeds, UK

SONUÇ:Bu çalışmada veri tabanını yaşları 19- 25 arasında olan 20 denek, 4 kontrol grubu oluşturmaktadır. Refleksoloji uygulaması sonrasında denek grubun sinüs aritmisinde % 43.9 azalma saptanmış, bunun yanında denek grubun % 60 ında baroreseptör refleks duyarlılıklarının azaldığı gözlenmiştir.

METASTATİK KANSERLİ HASTALARIN TEDAVİSİNDE REFLEKSOLOJİ’NİN ETKİSİ

The Effect of Foot Reflexology on Pain in Patients with

Metastatic Cancer

Nancy Stephenson, Jo Ann Dalton, and John Carlson

Applied Nursing Research, Vol. 16, No. 4 (November), 2003: pp 284-286

© 2003 Elsevier Inc. All rights reserved

SONUÇ:

Bu çalışma, 8 aylık süreci kapsayan kanserli hastaların tedavisinde uygulanan 30 dakikalık refleksoloji seansları sonucu denek grubu, kontrol grubuna göre % 24 oranında daha az ağrı çektiğini göstermiştir.

BRONCHITIS(Bronşit - Refleksoloji İlişkisi )

Three different methods were used to work with pneumonia and bronchitis in children. Foot reflexology was utilized in 103 cases, antibiotics in 40 cases and antibiotics with Chinese herbs in 68 cases. Foot reflexology was found to be more effective than either of the others.

Hui-ming, Wu, "Perspectives of foot reflex based on foot massage for treatment of pneumonia and bronchitis in childhood," (19)96 Beijing International Reflexology Conference (Report), the China Preventive Medical Association and the Chinese Society of Reflexology, Beijing, p. 42

Alzheimer's

Alzheimer's patients saw a reduction in body stiffness and arthritis as well as alleviation of the illness's symptoms of restlessness and wandering following reflexology work.

"Old age converts to the New Age," Daily Mail (England), September 14, 1995

Cerebral palsy*

16 cases of cerebral palsy ages 3 months to 3 years with Gessel growth rate scores of 41 to 55 were divided into two groups. The treatment group received foot massage for 30 days. In the treated group and there was an increase in growth quotient of 30-35 in those 3 to 9 months old and 10-15 with those form 1.5 to 3 years. In the control group the increase in growth quotient was 10-16 for 3-9 months and 9-15 for 1.5 to 3 years. It was suggested that the younger the patient, the better the effect.

Rong-zhi, Wang, "An Approach to Treatment of Cerebral Palsy of Children by Foot Massage," A Clinical Analysis of 132 Cases," (19)96 Beijing International Reflexology Conference (Report), China Preventive Medical Association and the Chinese Society of Reflexology, Beijing, 1996, p. 26

Depression

Purpose: This study was aimed to identify the effects of a self-foot reflexology massage on depression, stress responses and functions of the immune system of middle-aged women. Method: This study was a one group pretest-posttest experimental design and the data was collected from August 1st, 2004 to May 31st, 2005. The subjects consisted of 46 middle-aged women (40 - 64 years) who were recruited from the Community Health Center in Busan city. Subjects were not treated for 4 weeks, subsequently they were trained in self foot reflexology massage for 2 weeks, and then they did their own daily for 6 weeks (2 days at the research center, 5 days at home). The outcome variables were measured 4 times, at baseline, pre training, after training, and after the intervention. The collected data was analyzed using repeated measure ANOVA by the SPSS/WIN program.

Result: There was a statistically significant difference in depression, perceived stress, systolic blood pressure, natural-killer cells and Ig G. However, there was not a statistically significant difference in dyastolic blood pressure, pulse or serum cortisol.

Conclusion: These results suggest that a self-foot reflexology massage could be utilized as an effective nursing intervention to reduce depression and stress responses, and to strengthen immune systems in middle-aged women.

Lee YM., Effect of Self-Foot Reflexology massage on Depression, Stress Responses and Immune Functions of Middle Aged Women, [Article in Korean], Taehan Kanho Hakhoe Chi. 2006 Feb;36(1):179-88. (Department of Nursing, Inje University, Korea. lym312@inje.ac.kr Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. ) PMID: 16520577

Enuresis

* The purpose of the study was to clarify whether reflexology is a relevant treatment for enuresis nocturna, and to test a research design applicable to controlled experiments with reflexology. An unblinded method was used comparing a treatment group (1) receiving reflexology to a non-treatment group (2) keeping the same record of symptoms. At the start of the study, the volumes of night urine in the two groups were comparable. By the end of the study, there was no significant decrease in the volume of night urine in either of the groups. Two children in the treatment group and one in the non-treatment group became dry during the night in the course of the study. In conclusion, reflexology given as 14 treatment sessions over a period of four months did not result in a significant fall in enuresis nocturna in children aged seven to eleven years old. It must be concluded that the treatment result can not be distinguished from the conditions in the non-treatment group even though the average night diuresis in group one showed a slightly decreasing tendency while morning diuresis increased, in contrast to group two which exhibited a slight increase in night diuresis. As the total diuresis remained constant, this could be interpreted as an increased urinary bladder capacity, but in both cases the changes were far from significant.

Comment in: Ugeskr Laeger 1999 Apr 12;161(15):2224 Sietam KS, Eriksen L Forenede Danske Zoneterapeuter, Kolding.

REFLEKSLOJİ İLE İLGİLİ VİDEOLAR

TELEVİZYON KANALLARI VE HASTALARLA BİREBİR YAPILAN RÖPORTAJLARI İZLEYEBİLECEĞİNİZ ADRES LİNKİ :

http://www.dailymotion.com/psikoakademi

Tüm Hakları Saklıdır Refleks Center