|
Milattan
önce 3000 yıllarına kadar uzanan refleksoloji
geçmişten günümüze ulaşırken bilgi ve tecrübeleride
günümüze kadar taşıma işlevi görmüştür. Genel sağlık
sorunlarıyla ilgili birçok çözüme imza atarken bu
çözüm imkanlarının engelli çocuklarda da geçerli
olup olmadığını merak eden ilk çalışmalar Rusya ve
snrasında İngiltere' de yapılan çalışmalarla
başlatılmış olup öncelikle otistik ve spastik
çocuklar üzerinde uygulanan bu çalışmalar olumlu
sonuçlar vermesiyle birlikte diğer engel gruplarında
da değişik düzeylerde gelişmeler kaydedilmesine
vesile olmuştur.
SEREBRAL PALSY REFLEKSOLOJİ İLİŞKİSİ
Serebral Palsy (SP) gelişimini sürdüren beyinde
oluşan bir hasara bağlı kalıcı hareket ve postür
bozukluğudur. Beyindeki lezyon kas tonusu ve
koordinasyonunda sorunlar yaratır, zamanla kas
iskelet sisteminde ikincil bozukluklar da gelişir.
SP tablosu doğum öncesinde, doğum sırasında veya
doğum sonrası erken dönemde oluşan beyin
lezyonlarında görülür. Beynin erken gelişim
döneminde ve ilerleyici olmayan beyin lezyonlarının
tümü SP olarak tanımlanabilir. Nöromotor kontrol
bozukluğu dışında SP’ de ayrıca görme, konuşma,
yutma ve bilişsel işlev bozuklukları da olabilir.
Risk Faktörleri Öyküsünde aşağıdaki sorunlar bulunan
bebeklerde SP riski yüksektir.
Doğum öncesi ,
Enfeksiyonlar ,
Kanamalar ,
Plasental yetmezlik ,
İlaç kullanımı ,
Travma ,
Radyasyon ,
Doğum Prematürite (36. haftadan erken doğum) ,
Düşük doğum ağırlığı (2500 gr’dan az) ,
Zor / Müdahaleli doğum öyküsü ,
Prezentasyon anomalileri ,
Çoğul gebelik ,
Doğum sonrası ( 0 – 6 yaş ) ,
Neonatal hiperbilüribinemi ,
Neonatal enfeksiyonlar sepsis, menenjit ,
Konvülsiyonlar ,
Kafa travması ,
Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları ,
SP (serebral palsy ), beyin hasarı oluştuktan
sonra vücutta tutulan bölgelere göre
sınıflandırılabilir :
1) Hemiplejik Tip : Vücudun bir yarısında
tutulum vardır.
2) Diplejik Tip : Bacaklarda baskın olmak
üzere dört ekstremitede de tutulum vardır. Bu
gruptaki hastaların çoğu 7 yaşa kadar yürür.
3) Kuadriplejik Tip : Dört ekstremite birden
şiddetli tutulmuştur. Bu hastaların sadece % 10’u
yürür. 7 yaşa kadar yürüyemeyenlerden, hayatları
boyunca ambulasyon beklenmez.
Beyinin tutulan bölgesine göre hastalık çeşitli
tablolar ile çıkabilir. Buna göre fizyolojik
sınıflama yapılırsa:
1) Spastik tip: En sık rastlanılan tiptir. Piramidal
sistem tutulumu mevcuttur. Hipertonisite vardır ve
daha çok fleksor kas grupları etkilenir.
2) Atetoid tip: Basal ganglionlar tutulmuştur.
İstemsiz hareketler, konuşma güçlüğü ve anlamsız yüz
gibi belirtiler vardır.
3) Ataksik : serebellum ve beyin kökü tutulumu
vardır. Tremor, nistagmus ve denge problemleri
izlenir.
4) Yaygın bozukluk : Rijidite, zeka geriliği, yürüme
ve konuşma bozukluğu, ağızdan tükrük akması, idrar -
gaita inkontinansı gibi belirtiler ile seyreder.
Prognozu en kötü tiptir.
Klinik muayenede ; motor, postür ve denge
problemlerine ek olarak duyu bozukluğu, konuşma
bozukluğu, algılama bozukluğu, zeka geriliği,
epilepsi, iskelette gelişme bozukluğu, kalça çıkığı
ve hipersalivasyon olabilir. Daha çok spastik ve
hemiplejik tip hakimdir. Ekstremiteler tutulduğunda
karakteristik bir postür alırlar.
SEREBRAL PALSİDE TEDAVİ AMAÇLARI
•Sosyalite
•Okul katılımı
•Ağrıların azaltılması
•Mobilite ve fonksiyon’un arttırılması
•Eklem çıkıklarının önlenmesi
•Oturma ve yeterli yürümenin sağlanması
SEREBRAL PALSİDE TEDAVİ YÖNTEMLERİ
1)Medikal tedavi:Beslenmeyi düzenlemek Nöbetleri
durdurmak
Genel sağlık önlemleri (aşılama). Spastisite ve
hareket bozukluğunu azaltmak. Oral medikasyonlar.
İntratekal medikasyonlar
Kemonöroliz (fenol,botulinum toksini)
2)REFLEKSOLOJİ
3)Psikolojik tedavi
4)Özel eğitim
5)Fizyoterapi
6)İş-uğraşı terapisi
7)Ortezler
8)Ortopedik tedavi. Düzeltici alçılama. Cerrahi
Tedavi
9)Nöroşirurjik girişimler. Talamotomi. Derin beyin
stimulasyonu.Selektif dorsal rizotomi
10)Elektrostimulasyon. Fonksiyonel elektrik
stimulasyon yöntemleri Repetatif manyetik
stimulasyon
REFLEKSOLOJİ İLE TEDAVİ;
SP’nin tedavisi var mıdır?
Merkez sinir sistemine çeşitli yöntemlerle
gönderilen duysal uyarıların refleks olarak motor
yanıt oluşturduğu bilinmektedir. SP’de yoğun olarak
kullanılan refleksoloji tedavisi uzmanların çoklu
araştırma prensibine dayanan ve ilgili sinir
uçlarına manüel bası ile uygulanan terapilerdir.
Beynin sağlam bölgeleri hasarlı bölgelere ait
fonksiyonları üstlenmesine , yeni sinapslar
oluşmasına yardımcı olunur ve 5–6 yaşına kadar
beyindeki nöronlar yeniden organize olurlar, buna
bağlı olarak bazı fonksiyonlar kısmen
kazanılmaktadır. Bu sürece nöronal plastisite
denmektedir. Refleksoloji ile nöronal plastisiteyi
hızlandırmak ve duysal entegrasyonu artırmak ve bazı
yöntemlerin erken aylardan itibaren uygulanması ile
başarılı sonuçlar alınmıştır. Refleksoloji ile bu
yöntem tüm dünyaca kesinlik kazanmış ve uygulama
yelpazesi günden güne artış göstermiştir.
Refleksoloji tekniklerin genel amacı kas tonusunu
normalleştirmek, gövdede ileri denge reaksiyonlarını
geliştirmek ve normal hareket paternlerini fasilite
etmektir. Bazı uyarı noktalarından verilen basınç
kas iğciğinden kalkan germe refleksini inhibe ederek
spastik kas tonusunu azaltır.
Refleksoloji de amaç: Anormal postür ve
paternlerin düzeltilmesi, oluşabilecek
deformitelerin önlenmesi, mevcut becerilerin
geliştirilmesi, yeni becerilerin öğretilmesi, üst
ekstremitelerin fonksiyonel kullanımı sağlamak,
yürüme eğitimi vermek, konuşama merkezine yapılan
çalışma ile anlaşabilir konuşmayı sağlamaktır.
Refleksoloji merkezlerimizde hastanın çocuk olduğu,
ruhsal ve fiziksel gelişimi için çevresi ve diğer
çocuklarla iletişiminin önemi unutulmamalı, topluma
kazandırılmış mutlu bir birey olması
hedeflenmelidir.
OTİZM REFLEKSOLOJİ İLİŞKİSİ
Otizm yaşamın ilk 3 yılında ortaya çıkan bir
sendromdur. Nedeni bilinmemektedir. Kişi gördükleri,
duyduklarını, duyumsadıklarını doğru bir şekilde
algılayamaz; bu nedenle sosyal ilişkileri ve
davranışlarında ciddi sorunlar vardır. Erkeklerde
daha yaygın olarak görülür. Otizm ya kendi başına ya
da zeka geriliği, öğrenme güçlüğü, epilepsi gibi
diğer gelişimsel bozukluklarla birlikte ortaya
çıkabilir. Otizm kelimesinin manası "kendine
dönük"tür.
BELİRTİLERİ
Çevresine karşı ilgisizdir. Olaylara ve insanlara
tepkisizdir. Genelde tek başınadır. İletişim güçlüğü
çeker. Konuşma zorluğu vardır. İnsanlarla temas
etmekten rahatsız olur. Tekrarlayıcı davranışlar
yapar. Anlamsız kelimeleri tekrarlar. Ellerini
kollarını çırpar, olduğu yerde sallanır, kendi
etrafında döner.
Yaygın gelişim bozukluğu adı altında toplanan hiçbir
süreç birbirinin aynı olarak seyretmez. Her biri
kendi iç yapısı içinde farklı özellikler
gösterirler. Ancak süreçte kendine özgü ortak
özellikler bulunur.
Gelişimleri ne düzeyde veya nasıl bir yapıda olursa
olsun onların hayatı ve dünyayı algılayış biçimleri
bizim algılama şeklimizden oldukça farklı bir yapı
göstermektedir.
TANI ÖLÇÜTLERİ
DSM IV’ (Ruhsal Bozukluklarin Tanisal ve Sayimsal El
Kitabinin (The Diagnostic and Statistical Manual for
Mental Disorders) dördüncü baskisi Amerikan
Psikiyatri Dernegi tarafindan çikartilmistir ve
psikiyatrik bozukluklarin siniflandirilmasinda
kullanilir. DSM IV yalnizca belirtileri tanimlar ve
ruh sagligi profesyonelleri tarafindan taninin
güvenilirligini ve standartligini artirmak üzere
kullanilir.) e göre otizm tanı ölçütleri şunlardır.
1- Aşağıdakilerden en az bir tanesinin varlığı ile
kendini gösteren toplumsal ( sosyal) etkileşimde
niteliksel bozulma.
a)Toplumsal etkileşimi sağlamak için yapılan el, kol
hareketleri, alınan vücut konumu, takınılan yüz
ifadesi, göz göze gelme gibi bir çok sözel olmayan
davranışta belirgin bir bozulma,
b)Yaşıtlarıyla gelişim düzeyine uygun ilişkiler
geliştirememe, onlardan uzak durma,
c)İlgilerini ya da başarılarını kendiliğinden
paylaşmama,
d)Toplumsal veya duygusal karşılık vermeme,
2- Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini
gösteren iletişimde niteliksel bozulma,
a)Konuşulan dilin gelişiminde bozulma olması ya da
hiç gelişmemiş olmaması
b)Konuşması yeterli olan kişilerde, başkaları ile
söyleyişi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir
bozukluğun olması,
c)Basmakalıp, yineleyici ( ekolali), ifadeler ya da
özel bir dil kullanması,
d)Gelişim düzeyine uygun çeşitli imgesel ya da
toplumsal taklitlere dayalı oyunları kendiliğinden
oynamama,
3- Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini
gösteren davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı
ilgi örüntüsü çerçevesinde kapanıp kalma.
a)İlgilenme düzeyi üzerinde odaklanma açısından
olağan dışı, basmakalıp ve yineleyici davranışlar
çerçevesi içinde kalma,
b)Özgül, işlevsel olmayan, alışıla geldiği üzere
yapılan gündelik işlere ya da törensel davranış
biçimlerine hiç esneklik göstermeksizin sıkı sıkıya
bağlanma,
c)Yineleyici motor manyerizmler ( parmak şıklatma,
el çırpma, karmaşık vücut hareketleri)
d)Eşyaların parçalarıyla sürekli uğraşma.
TEDAVİDE REFLEKSOLOJİNİN YERİ
Kısa bir süre önceye kadar bazı uzmanlar otizmin
tedavi edilemeyeceğini ısrarla söylüyor ömür boyu
sürecek bir durum olduğu içinde ailelere çocuklarını
gerekli kurumlara yerleştirmeleri tavsiyelerinde
bulunuyorlardı. Halen birçok uzmana göre otizm
tedavi edilemez. Öyle bir şey yoktur bir sefer otist
demek ömür boyu otist demektir. Yeni yapılan
araştırmanın aksine bu görüşlerin kesinlik
kazanmadığı ortaya çıkmıştır.
Autism Research Institute ( Otizm Araştırma
Enstitüsü ) otizmin tedavi edilebilir olduğunu ve
çocukların iyileşebileceğini savunarak bir çok
çevrenin saplantılı yaklaşımlarına rağmen, Otizm
Araştırma Enstitüsü doktorları ve sağlık uzmanları
çalışmalarıyla değişik yöntemler uygulanarak
çocukların durumlarında ciddi oranda iyileşmelerin
olduğunu ve hatta düzenli bir tedaviyle otizmin
tamamen yenilebileceğini yapmış oldukları
çalışmalarla kanıtladılar.
Otizm daha çok beyin ve bağırsak yollarına dokunan
tıbbi bir durum olduğundan dolayı vücudu zararlı
maddelerden arındırma metodları ve hücreleri
yenilemeye yönelik çalışma olumlu gelişmeler
göstermektedir. Refleksoloji ile hiçte yabana
atılmayacak oranda olumlu gelişmeler görülmüştür.
Örnek verecek olursak Kanada’nın Quebec eyaletinde
uygulanan bu yöntem ABD deki gibi olumlu sonuçlar
vermektedir. Dünyanın ve daha bir çok ülkelerde her
biri 20 dakika süren 10 seanslık küçük bir tedavide
dahi anne ve babalar çocuklarında olumlu gelişmeler
görmüşlerdir. Tam tedavi uygulamalarında azami
oranda faydalanabilmek için bir çocuğun ortalama 70
ila 250 seans arası tedavi görmesi gerekmektedir.
Otistik çocuklarda ailelerin en çok şikayet
ettikleri hiperaktiflik, agresiflik, mutsuzluk,
kendine zarar verme gibi sıkıntıların kısa sürede
olumlu sonuç vermesi yüz güldürücüdür. Refleksoloji
seanslarında çoğu otist vakaların ilaç kullanmadan
ayak altındaki ilgili sinir uçları dikkatle çalışma
sonucunda olumlu sonuçlar alınmıştır. Tedavide
hastanın ihtiyacına göre seratonin hormonu
salgılatılır, konuşma merkezi düzenlenir, korpuz
kollozumdaki bağ kuvvetlendirilir ve gaba
düzenlenir.
Tedavi türlerinin değişik olması ve uzmanlık
gerektirmesi sebebiyle her çocuğun otistlik
dereceside göz önünde tutularak uygulanmaktadır.
Refleksolojinin daha ileriki yıllarda bir çok
hastalıkların tedavisinde olduğu gibi yaygınlık
kazanacağı gerçeği ortaya çıkmıştır. |