
Antik çağda eski Yunan döneminde de Refleksolojiye çok
benzeyen manuel terapiler yapılıyordu.Refleksoloji
insanlığın ortak mirası olarak günümüzde en etkili
destek tedavi olmuştur. |
Yaklaşık on
iki bin yıllık bir geçmişi olan refleksolojinin ilk
uygulama yeri geleneksel tıbbın doğuş ve uygulama
yeri olan eski Çin ve Mısır' dır.
Tarihte İnka
ve Çin medeniyeti migren, bel - boyun fıtığı, troid ve
mide rahatsızlıkları olmak üzere bütün nörolojik
hastalıklarda bu yöntemi uygulamışlardır. Bunun yanısıra
refleksoloji terapisinin bireyi günlük stres ve
anksiyateden uzaklaştırıp rahatlattığı bilinmektedir..
söylememizde yarar var.birde refleksolojinin eski
insanların maymun türlerinin davranışlanı gözlemlemeleri
ve bundan esinlenerek refleksolojiyi geliştirdiklerini
söylememiz gerekiyor zira maymun türlerinin bazılarının
hem kendi hemde diğer maymunların el ve ayak tabanlarını
ovuşturup kaşıdıkları bilinen bir gerçekliktir…bugün
bile bu görüntüleri bazı belgesellerde görebilirsiniz.
Bildiğimiz bugünkü refleks bölgeleri terapisi ile eski
doğu basınç noktası masajı arasındaki ilişkisi hala
bilinmemektedir. Ancak bu iki bilim dalı arasında bir
ilişki varmış gibi görünmektedir. bizler şahsen böyle
bir şeyin söz konusu olduğu hissini taşıyoruz. Birçok
kutsal kitapta ve anlatıda , ayaklarla ilgili gelenekler
hakkında bazı pasajlar bulunmaktadır. .hatta
kültürümüzde yaşayan ayak sağlığıyla ilgili atasözleri
ve deyişler örnek gösterilebilir... Bu atasözleri ve
deyimler tarihi bir talimatname olabilir mi? Birde
dokunma yada ayaklara dokunma deyince isa mesihi
hatırımıza getirmeliyiz zira o yüce yaratıcının
kendisine verdiği şifacı sıfatını mesh ederek yani
vücudun belli noktalarını özellikle ayak tabanlarını
mesh ederek insanlara şifa dağıttığını hatırlatmak
istiyoruz.tabi burada isa mesihin bize anlatmak istediği
birşeylerin olduğunu anlatmak istiyoruz.yoksa isa
peygamberin refleksoloji yaptığını söylemiyoruz.ama
İslam peygamberi hz muhammedin gece uzun süre namaza
durduğu için şişen ayaklarını hanımı Ayşe validemize
ovdurduğunu siyer kitaplarında görebiliriz. Günümüz
refleksolojini araştırmak istiyorsak, bu tesadüfi
benzerlikleri göz ardı edemeyiz. Ancak bir kez daha
söylüyoruz: Bizler bir tıp tarihçisi değiliz . Bu
yüzden, bu gibi bilgilerin değerlendirilmesini ilgili
uzmanlara bırakıyoruz. Ancak refleksolojinin yakın
tarihi bir başka hikayedir.
Modern refleksolojinin tarihini araştırmak isteyen
herkesin, Dr. William H. Fitzgerald ile başlaması
gerektiğini düşünüyoruz. Zira doğuda geleneksel olarak
hep varlığını sürdüren bu bilim batıya yada modern
tıbbın merkezine bu doktor vasıtasıyla taşındı. Dr.
Fitzgerald 1917 yılında “Bölge Therapy, or Relieving
Pain At Home” isimli çok ilginç bir kitap yayınlamıştır.
Bu kitapta, değişik aletlerle birlikte ağrıları elleri
ve parmakları ile azalttığı hakkındaki başarılarından
bahsetmektedir.
Bu doktorun katıldığı bir akşam yemeğinde tesadüfen, bir
gazetede yüksek tonları artık çıkaramadığını söyleyen
bir meşhur konser ses sanatçısı da bulunuyordu. Burada
boğaz doktorlarının bu rahatsızlığın nedenini
bulamadıkları da yazıyordu. Dr. Fitzgerald bayan ses
sanatçısına, onun parmaklarına ve ayak parmaklarına
bakıp bakamayacağını sordu. İncelemesi bittikten sonra,
sanatçının yüksek tonları eskisi gibi çıkaramamasının,
sağ büyük ayak parmağındaki bir nasır yerinden
kaynaklandığını söyledi. İlgili bölgeye birkaç dakika
basınç uyguladıktan sonra şarkıcı büyük ayak
parmağındaki acının yok olduğunu söyledi. Bunun üzerine
doktor kendisinden şu ricada bulundu. – ve ona şöyle
dedi “Yüksek tonları çıkarmayı deneyin”. ordakilere bir
mucizeye şahit olmuşlardı çünkü şarkıcı eskiden
çıkardığından iki nota daha yüksek sese ulaşmayı
başardı. Dr fitzgerald Avrupa’da Viyana’da tahsil görmüş
ve iki yıl boyunca Londra Kulak, Burun, Boğaz Merkez
Hastanesinde doktor olarak çalışmıştır. 1902 yılında,
burun ve boğaz servisinde başhekim iken, bölge terapisi
ile tanıştı. Ağrıları azaltmak için, parmakların değişik
kısımlarına basınç uyguladı, çok başarılı idi. Tohum
atılmıştı artık. Bugünkü refleks bölgeleri terapisinin
temeli bu çalışmalarla başlamıştır .bu ilk Kitap tıp
dünyasında pek iz bırakmadı ve bazı doktorların
kitaplıklarında tozlanmaya bırakıldı. Bölge terapisi
teorisinden büyülenen bir doktorun haricinde.
Bu doktor, araştırılması gereken gerçek bir imkanın
mevcut olduğunu gördü. Yanında çalışan terapisti düşünce
ve isteklerinin ortağı yaptı. Tohum meyvesini vermeye
başlamıştı.Bu doktorun adı Joe Shelby Riley, kendisi
için çalışan terapistin adı ise Eunice İngham idi.
Dr. Riley, Dr. Fitzgerald’ın yaptığı işlere büyük bir
ilgi gösterdi, ancak aktif olarak bununla uğraşmadı.
Terapist olarak çalıştığı için Eunice İngham da bölge
terapisine ilgi duyuyordu. Teori hakkında birbirleriyle
epey tartıştılar. Bu teori hakkında daha fazla bilgi
edinme isteği ortaya çıktığında bu durum Eunice İngham
için adeta bir tutku haline geldi. Fitzgerald’ın
genellikle eller üzerinde yoğunlaştığını biliyordu.
Ancak madem ki ellerin bu tedaviye cevap verdiyse,
vücudun diğer kısımlarının da, örneğin daha hassas olan
ayakların da cevap verebileceğini düşünüyordu. Bu
teoriyi Dr. Riley’e açmasından sonra 1930 yılında onun
teşviki ile ayak refleks bölgeleri terapisi teorisini
geliştirmeye başladı.
Ayakları incelemeye başladı. Vücut anatomisi ile
karşılaştırılabilen hassas yerler buldu. Ayak
bölgelerini vücuttaki organlarla ilişkilendirerek tam
olarak kağıda döktü. Böylece, başparmağını belli yerlere
bastırarak insanların ayaklarını tedavi etmeye başladı.
Ayakları inceledi ve sürekli olarak hassas bölgeleri
aradı. Bu esnada Fitzgerald’ın kitabında çizdiği temel
vücut ve ayak resimlerini hatırladı. Acıyı uyuşturmak
için el ve ayaklarda lastik halkalar ve kıskaçlar
kullanılmasının Dr. Fitzgerald tarafından tavsiye
edildiğinin burada hatırlatılması önem taşımaktadır.
Ancak Eunice İngham bu tavsiyeye uymamıştır. Başparmağı
ve parmakları ile ayaktaki hassas yerleri bulmayı
başarmıştı.
Başlangıçta çok deney yaptığı bu metot, ayaktaki hassas
yerleri bulmaktan ibaretti. Daha sonra buraya bir parça
pamuk koyup, sardıktan sonra hastayı evine gönderiyordu.
Bu sistem sayesinde refleks bölgeleri son derece
uyarılıyor ve tepki vermeleri sağlanıyordu. Ancak daha
sonra bunu bıraktı. Çünkü başparmağı ve parmaklarını
kullanarak bir tedavi edici etkinin sağlanması daha
yararlı görünüyordu.
Araştırmalarını, oradaki küçük bir köydeki insanları
tedavi ederek yaygınlaştırmıştı. Çevresinde sinirsel
yada metabolik hastalığı olan birçok hastanın
iyileşmesine vesile oldu, çalışmaları köyündeki birçok
bronşit ve saman nezlesi nöbeti olan insanın
nöbetlerinin çok daha hafif geçmesini sağlamıştı.
Teorilerini heyecanla hastalarda uyguluyordu. Bu süreçte
bölge teorisini dahada geliştirerek açıklıyordu.
İlginçtir ki, tedavileri esnasında çok ağır olmayan
vakalarda haftada birkaç kez yapılan seansların hastalar
için yeterli olacağına kani olduğundan bahsediyordu.
Conesus Lake’e gelişinin başından beri, bu tedavilerin
yararından o kadar emindi ki, sağlık konusunda bir kitap
yazmayı ve tüm yurtta seminerlere katılmaya kararlıydı.
Bunu da, o zamanlar ayak refleks bölgeleri tedavisinin
etkili bir tedavi yöntemi olduğuna bizzat kani olan Dr.
Riley’in rızası ile yaptı.
1938 yılında tüm deneyimlerini ve kanaatlerini 'Stories
the Feet Can Tell’ isimli kitabında topladı. Bu kitap,
bildiği diğer metotların hepsinden daha etkili olduğunu
kabul ettiği refleks bölgeleri terapisini daha geniş
kitlelere tanıtmasına yardımcı oldu. Bunun sonucunda
birçok sağlık seminerine davet edildi. Bunu takip eden
‘Stories the Feet Have Told” isimli ikinci kitabı ilk
kitabı kadar popüler oldu.
Refleksolog inghamın. İnsanların, acıları dindirmek ve
hastalıklarla mücadelede desteklemek için bu yeni metodu
büyük bir heyecanla öğrenmek istemelesi bu çalışmaların
dahada yaygınlaşmasına sebeb ıldu ve giderek yayılan bir
ekol haline geldi. |