Refleksoloji Yazıları

Eskiden beyin gelişiminin genetik faktörlere bağlı olduğu, dışarıdan yapılacak müdahalelerin beyin gelişiminde fazla rol oynayamayacağı düşünülürdü. Fakat son yıllarda yapılan araştırmalara göre dış etkenler bebeklerin zekâ gelişiminde oldukça etkili bir hale gelmiştir.

Beynin gelişimi gebeliğin ilk ayında başlıyor ve bebek 3–4 yaşına gelene kadar büyük bir hızla devam ediyor. 5 aylık fetüs 5 duyunun duymak ve dokunmak olmak üzere ikisine sahiptir. Küçücük kafasında her dakika 50.000 yeni hücre oluşmaktadır ve beyin öyle hızlı gelişmektedir ki 6. ayda hızla büyüyen beyin kabuğu kafatasına sığmak için kıvrımlar oluşturmaya başlar. 7. ayda fetüs beyni tüm yaşamı boyunca sahip olacağı 100 milyar beyin hücresinin hemen tamamını oluşturmuştur.

Her bebek düşünme, görme, duygu gibi beyin fonksiyonlarından sorumlu yaklaşık 100 milyar sinir hücresi ile doğar. Hayatın ilerleyen dönemlerinde ise bu doğuştan gelen 100 milyar sinir hücresinin üzerine yenileri üretilmemektedir.

Bebek beyni milyarlarca sinir hücresi ile donatılmış olarak dünyaya gelmektedir. Sinir hücreleri, bebeğin karşı karşıya kaldığı her deneyim ve uyarıcı karşısında birbirleri arasında bağlantı kurarlar.

Bu bağlantılar tekrarlanırsa kalıcı hale gelir ve kocaman bir ağa dönüşür. Bu ağ bir ömür boyunca kullanılacak olan zihinsel kapasiteyi barındırır. Bu, bebeklik döneminin zihinsel gelişim konusunda ne kadar belirleyici ve önemli bir dönem olduğunu bize gösteriyor.

Bebeğinizin sizden aldığı genetik mirası ve doğumdan sonraki ilk yıllarda karşı karşıya kaldığı uyarıcılar ve deneyimler onun zekâsının şekillenmesini sağlıyor. Uyarılan sinirlerle birlikte bebeğinizin zihinsel gelişimi hızlandırmaktadır. Bu bağlamda refleksoloji tedavisinin bebeğin zihinsel gelişiminde oldukça etkili bir rol oynadığını göstermektedir.

BEYNİN ÖN BÖLGESİNİN (Prefrontal korteks) GÖREVLERİ

  • Dikkati verme ve sürdürme
  • Dikkatin yönlendirilmesi
  • Kısa-orta süreli ve işleyen bellek
  • Sabır
  • Planlama, tasarlama
  • Yargılama
  • Tepki kontrolü
  • Düzenli olma
  • Kendini kontrol edebilme
  • Sorunları çözme
  • Ayrıntılı düşünme
  • Gelecekle ilgili öngörüde bulunma
  • Hatalardan ders çıkarma
  • Duyguları anlama ve ifade etme
  • Empati kurma
  • Sağduyu
  • Moral
  • Motivasyon

Beyin Ön Bölgesi (Prefrontal korteks)

İnsanı diğer canlılardan üstün olmasını sağlayan beyin bölgesidir.

  • Akıl ve kişilik, beyin ön bölgesinde oluşur.
  • Beyin ön bölgesinin çalışma özelliklerini belirleyen etkenler, akıl ve kişilik özelliklerinin oluşmasını sağlar.
  • Bu etkenlerle çalışma özellikleri belirlenen beynin strese karşı ne şekilde ve ne düzeyde etkileneceği de belirlenir.
  • Aynı stres farklı kişilerde farklı etkilerin oluşmasını sağlar.
  • Bunun nedeni, her beyin ön bölgesinin farklı çalışma özelliklerine sahip olmasıdır.
  • Milyarlarca hücreden ve bu hücreleri birbirine bağlayan trilyonlarca bağlantıdan oluşan ağ sistemi nedeniyle her Bu nedenle beyin ön bölgesinin çalışma özellikleri sonucu ortaya çıkan hastalık durumu da kişiye özel olmalı, sınıflandırılmamalıdır.

Bu nedenle;

HASTALIK YOKTUR, HASTA VARDIR

  • Sağlıkta, günümüz bilimsel anlayışı önce hastalıkları sınıflandırır.
  • Bu sınıflama nedeniyle beyin, göz ardı edilir.
  • Bu nedenle ilaç tedavileri nedene değil, sonuca yöneliktir.
  • “Neden” ortadan kaldırılmadığı için, altta yatan allostaz mekanizması yani vücudun çalışma bozukluğu düzeltilemez.
  • Ancak “neden” ortadan kaldırılmadığından, allostaz varlığında diğer hastalıklarda sonradan eklenir.
  • Ve sonradan eklenen hastalıklara verilen diğer ilaçlarla birlikte çıkmaz yola iyice girilir.
  • Beyin ya da her kişi kendine özel, şahsına münhasırdır. Dünyada 2. bir eşi bulunmaz.

Görüldüğü gibi vücudun kontrolü beyin tarafından sağlanmaktadır. Vücuttan beyne gelen bilgiler ve uyarılar doğrultusunda organların sistematik bir şekilde çalışması sağlanmaktadır. 

Beyin ön bölgesinin çalışma özelliklerinin belirlenmesi

  • Yerleşmiş tedavi biçimleri, nedene değil sonuca göre uygulanır ve beynin hastalık oluşturucu etkisi göz ardı edilir.
  • Bu nedenle halen uygulanmakta olan tedavi yöntemlerinde beyin ön bölgesinin çalışma özelliklerini güçlendirmek için kullanılan bir yöntem refleksoloji dir.
  • Beyin ön bölgesini değerlendirebilmek için önce çalışma özelliklerini görmek gerekir.

Refleksoloji terapisiyle birlikte fiziksel ve zihinsel gelişimi çok daha sağlıklı çocuklara sahip olabiliriz.

ANNELER DİKKAT…

Bebek ve Çocuk Refleksolojisi Kursu Türkiye’de ilk defa Refleksoterapi’de…

Bebek refleksolojisi yaptırarak çocuğunuzun zekasını belli bir düzeyde artırabilmek mümkün… Avrupa ve Amerika da son dönemde yayılan bebek refleksolojisi refleksoloji biliminin özel bir uygulama yöntemidir. Zekânın geçmişte kalıtsal olduğu görüşü hakimken günümüzde bunun çevresel faktörlere de bağlı olduğu kanıtlanmıştır. Bebekliğin ilk altı ayında nörolojik gelişime açık olduğu en yoğun dönemde refleksoloji seanslarıyla stümüle edilen yani uyarılan beyin hücreleri daha sıkı bağlantı kurmakta sinaptik bağlarını kuvvetlendirmektedir. Bu süreç 12 ile 16 seanslık bir periyotla 4 ile 6 aylık süreci kapsar. Bu özel ve teferruatlı çalışmayı psikoakademide yaptırabileceğiniz gibi alacağınız kısa süreli eğitimlerle çocuğunuza

Karmaşık olmayan basit ve öğrenilir yönleriyle uygulayabilirsiniz

BEBEK REFLEKSOLOJİSİ NELER SAĞLAR…

  • Nörolojik gelişimi destekler
  • Sindirim sistemi problemlerini hafifletir. Gaz sorununun çözümüne yardımcı olur.
  • Çok ağlayan huysuz çocukları sakinleştirir.
  • Kolit sorununun çözümünde çok etkilidir.
  • Kabızlık refleksolojinin en rahat çözdüğü sorundur…
  • Büyüme hormonu salgılatılarak fiziksel gelişimi desteklenir.
  • Uyku sorununun çözümünde etkilidir rahat uyumasını sağlar.
  • Yaşıtlarına göre daha çabuk zihinsel gelişim gösterir.

Refleksolojinin bebeklerde yan etkisi yoktur.

Kursla ilgili detaylı bilgilendirme önümüzdeki günlerde sitede eğitimlerimiz bölümünde yapılacaktır.

Ayak tabanı deyip geçmeyelim.. zira çoğumuzun önemsemediği bu uzvumuz aslında şifaya açılan gizemli bir kapının girişi sayılabilir. ayak tabanımızın önemini keşfeden eski köklü uygarlıklar bu şifa çalışmasını 5000 yıldır uygulamakta  ve kuşaktan kuşağa aktarmakta.şimdilerde ise batı ve doğuda hastanelerden tutunda ozel kliniklere kadar birçok sağlık merkezinde en çok tercih edilen tamamlayıcı tedavi konumunda..refleksoloji kuzeybatı Avrupa ve amerikada heryıl yüzbinlerce kişinin nörolojik kökenli (migren,bel-boyun-fıtığı,panik atak,depresyon ve hormonal sorunlar,felç vb) hastalıklarının tedavisinde kullanılıyor.refleksolojinin dünya sağlık örgütünün tanıdığı bir tedavi olduğunuda vurgulamamız gerekiyor..temel mantık itibariyle ayak tabanı ve ellerdeki sinir uçları ve damar sisteminin sistematik biçimde uyarılması bununda merkezi sinir sistemi ve beyni uyarması prensibine dayanıyor.bu açıdan akapunktura çok benzetiliyor.otonom sinir sistemini düzenli çalıştırdığı için tiroid ve reflü gibi sorunları yada kabızlık gibi problemleri çok kolay çözüyor.çoğu kişi depresyon ve panikatak tedavisinde ek bir çalışma olarak kullanıyor.aslında refleksoloji tüm bunları vücudun kendi kendini tedavi etme sistemini çalıştırarak yapıyor.

Refleksoloji anti aging etkisi ile yaşlılığı geçiktirip bağışıklığı güçlendiriyor.kişinin uykusu düzenli ve kaliteli hale gelip dinginlik hissi veriyor.kısaca refleksoloji herkezin mutlaka düzenli yaptırması gereken bir tamamlayıcı tedavi.

Bu tedavide ise ünü ülkemiz dışına ulaşan bir isim çıkıyor karşımıza ..onu başarılı kılan  refleksolojiyi türkiyeye getiren ilk isimlerden biri olması değil elbette.refleksoloji tarihinde dördüncü kuram olan sempatik parasempatik kuram ile modern tıp ile refleksoloji örtüştürüyor Halil tabur.bu kuram tıp camiasının refleksolojiye bakışını tamamen değiştiriyor.halil tabur  esat başaran ile birlikte kuramı ünlü refleksoloji otoritesi dr kevin kunz ada tasdik ettiriyor..kısaca bu tamamlayıcı tıp yönteminde türk bilim adamları refleksoloji haritalarını değiştirecek önemli bir başarıya imza atıyorlar.

Halil tabur aslında bir psikolog ondokuz mayıs üni mezunu ardından ataturk üniversitesinde fizyoloji okuyup Belçika ve abd de refleksoloji eğitimleri alıp ülkemizde çalışmalarını 2003  den beri reflekscenter markası ile esat başaran ile birlikte yürütüyor.hastaları arasında siyasetçi ,sanatçı ve cemiyet dünyasının tanıdığı aşina olduğumuz isimler var.çoğumuz onu televizyon programlarındanda tanıyabiliriz..şimdilerde daha çok eğitimli refleksoloji uzmanlar yetiştirmeye ağırlık veren Halil tabur brussels capital university nin refleksoloji programamında öğretim görevlisi olarak vazife yapıyor..programın amacı Halil tabur a göre profosyonel uzun soluklu eğitm almış Avrupa standarttında diplomalı refleksologlar yetiştirmek.

Refleksolojinin tedavisini desteklediği rahatsızlıklar

  • Bel-boyun fıtığı
  • Derpresyon-panik atak
  • Felç ve migren
  • Eklem ağrıları
  • Menapoz belirtileri
  • Cinsel işlev bozukluğu
  • Reflü ,astım
  • Otizm,gelişim geriliği
  • Spastik bozukluklar
  • Kas hastalıkları emes
  • Bağışıklık-anti aging
  • Otonom sinir sistemi hastalıkları

Şeker.tip 2

Refleksoloji uzmanı Halil tabur bu problemlere sahip olanların normal tıbbı tedaviyle birlikte refleksoloji almalarını şiddetle öneriyor.ağrısız sızısız yan etkisi olmayan bu doğal tedavi iyi bir uzmanın elinde size şifa olarak geri dönüyor.kanuni sultan süleymanın dediği gibi ‘ olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi’neyin sahibi olursak olalım sağlıklı isek sahip olduklarımızın tadını çıkarabiliyor ve hayatı dolu dolu yaşayabiliyoruz..herkeze sağlıklı ağrısız mutlu günler dileğiyle…

ARAŞTIRMADAN KLİNİK UYGULAMAYA
DIANE COPE, PhD, ARNP-BC, AOCN®

YARDIMCI EDİTÖR

KANSERLİ HASTALARDA ANKSİYETE, AĞRI ve BULANTININ AZALTILMASINDA AYAK MASAJI ve REFLEKSOLOJİNİN ETKİLERİ

Margaret D. Lacey, PhD, RN, AOCN®

Ayak Masajı

Grealish, L., Lomasney, A., & Whiteman, B. (2000). Kanserden dolayı hastaneye yatırılan hastalarda ağrı ve bulantının acı veren semptomlarını değiştirme amaçlı bir hemşirelik müdahalesi. Kanser Hemşireliği, 23, 237-243.

Çalışmanın Özeti

Bu yarı deneysel çalışmanın amacı, tamamlayıcı tedavi olarak ayak masajının iyileştirici etkilerini incelemekti. Daha belirgin bir şekilde, hedef ayak masajının ağrı ve bulantı üzerindeki etkilerini ve rahatlama hissini ölçmekti.

Örnek, yaşları 18 ila 88 arasında değişen 87 hastadan (52 kadın, 35 erkek) oluşmaktadır. Katılımcıların birincil kanser teşhisi göğüs, akciğer ve Hodgkin dışı lenfomaydı. Masajla müdahale katılımcılara iki kere verildi ve üçüncü seansta kendi kontrollerinde gibi davrandılar. Katılımcılar, üç faktörlü kontrol gruplarından birine rasgele atandılar. Kalp atışı, ağrı, bulantı ve rahatlamaya ilişkin bağımlı değişkenler masajdan önce ve müdahaleden 10 ila 20 dakika sonra ölçüldü.

Ayak masajı 10 dakika sürdü ve ayakuçlarının tabanından alt bacak ve dizin yukarısından kalbe doğru yavaş, sıkı veya hafif darbelerden oluşuyordu. Müdahale, ağrı ve bulantıya ilişkin düzenli ilaçla tedavisini etkisini kontrol etmek art arda üç gecede aynı anda tamamlandı.

Bir monitör kalp atışı değişimini ölçtü. Ağrı, bulantı ve rahatlamaya ilişkin subjektif veriler 0 mm (ör., ağrısız, bulantısız, rahat) ila 100 mm (ör., olası en kötü ağrı, kusma veya öğürme, aşırı gergin) arasında değişen vizüel analog skala kullanılarak ölçülmüştür.

Hastaların bildirilen ağrı seviyeleri birinci ve ikinci masajdan sonra belirgin bir şekilde düştü. Bulantının azalması ve rahatlamanın artmasına ilişkin bulgular aynı ölçüde belirgindi. Kontrol seanslarının öncesi ve sonrasındaki testlerin bu değişkenlerinde herhangi bir değişiklik meydana gelmemiştir. Kalp atışı üzerindeki etkileri, sırasıyla kontrol ve masaj seansları açısından küçük ve belirgindi. Masajın kadınlar ve erkekler üzerinde farklı etkileri olup olmadığını belirlemek amacıyla, değişkenin tekrarlanan ölçümlerinin analizi gerçekleştirildi.

Hasta Bakımına Uygulama

Tamamlayıcı tedaviler, çağdaş hemşirelik uygulamasında artan bir öneme sahiptir. Bu çalışmada da açıklandığı gibi, kanser teşhisi konmuş hastalarda ayak masajı ağrı ve bulantı semptomlarının iyileştirilmesine yarımdı olabilir ve rahatlama açısından önemli yöntemler sağlayabilir.

Klinik bir ortamda ayak masajı uygulaması, ağrı ve bulantı semptomlarını azaltmak ve rahatlamayı arttırmak amacıyla geleneksel olmayan yöntemlerin kullanılması için onkoloji hemşireleri bölümündeki istekliliği ortaya koymaktadır. Ağrı ve bulantı için kullanılan ilaçlar pahalıdır ve olumsuz yan etkileri vardır. Tamamlayıcı uygulama olarak 10 ila 15 dakika süreyle ayak masajının yapılması, ilaç kullanımını azaltmaya yardımcı olarak kullanılabilir. Ayak masajı, aynı zamanda hastaların ağrı ve bulantı semptomları ve ilave müdahale ihtiyaçlarına yönelik ilave değerlendirme için önemli süre sağladığı için hemşireler için de yararlı olabilir. Ayrıca, hemşireler ve hastaları arasında hastaların rahatlamasını arttırabilecek ve onkoloji hemşireleri için memnuniyet hissi oluşturabilecek fazladan kişisel etkileşim de sağlamaktadır. Verimliliklerini geçerli kılmak amacıyla yapılan ileri araştırma çalışmalarıyla, tamamlayıcı tedaviler akut ve evde bakım ortamlarındaki kanser bakım uygulamasının standardı haline gelebilir.

  • Bu çalışmanın bulguları, özellikle hastalarına dokunarak iyileştirmenin etkileriyle ilgilenen hemşireler için faydalı olabilir.

Onkoloji hemşireleri, 10 dakikalık bir ayak masajını içeren dokunma yöntemiyle bakım ve konfor hissini yayabilir. Ayak masajı, başucundaki hemşirelerin hastalarına kesintisiz ve tehditkar olmayan bir şekilde dokunmalarını sağlar. Ayak masajının iyileşme için bir müdahale olarak kullanılması, oldukça kısa bir sürede tedavi edici psikofizyolojik etkiler sağlayabilir. Ayrıca, hemşirelere aile katılımını teşvik etme ve iyileşme ve rahatlamayı desteklemenin bir yolu olarak hastalarına ve ailelerine ayak masajını öğretme imkanını da verebilir. Fiziksel/mesleki ve masaj terapisi gibi diğer disiplinlerden terapistler de aile eğitimiyle birlikte bu müdahaleyi sağlayabilir.

Araştırmacılar, “katılımcıların bir hemşire müdahalesi olarak masajla mutlu olmayı belirten anekdotsal açıklamalar yaptığını” ifade etmiştir (s. 241). Hemşirelik uygulamasını daha iyi tanıtmak amacıyla, masajın kalitatif analizine ilişkin öngörü teklif edilmiştir. Bu çalışma ağrıya ilişkin ilaç tedavilerini veya antiemetikleri kontrol etmemiştir; dolayısıyla, sonuçlar üzerinde etkisi olamaz. İlaç tedavisinin etkisine ilişkin daha fazla araştırma gerekmektedir. Diğerlerinin yanı sıra bu tamamlayıcı tedavi, kanserli hastalar için uygun ve maliyet etkinliği olarak ileri çalışmayı garantilemektedir.

Migren, tüm dünyada hem kadınlarda hem de erkeklerde görülen, sık rastlanan ve ağrılı bir hastalıktır.

Başlangıçta bir baş ağrısının migren mi, yoksa “sıradan” bir baş ağrısı mı olduğunu söylemek zor olabilir. Migren ataklarını diğer baş ağrılarından ayırabilen özellikleri orta şiddette ya da şiddetli ağrı, bulantının eşlik etmesi, kusmanın eşlik etmesi, Işığa ve sese duyarlılık (bazen kokuya duyarlılık) zonklayıcı, nabız gibi atan ağrıdır. Ağrı asıl olarak tek taraflıdır ve hareketle artar

Migren ağrısını diğer baş ağrılarından ayıran önemli fark, ağrıya diğer bazı semptomlarında eklenmesidir.

Şiddetli, yoğun bir baş ağrısı, ağrının genellikle gözü çevrelemesi, özellikle ağrının başın belli bir bölgesinde olması ya da daha yoğun hissedilmesi, ışığa, sese, bir takım kokulara karşı hastada aşırı duyarlılık oluşması, vücutta el, yüz, kol gibi bölgelerde hissizlik ve migren ağrısının şiddeti ile paralel olarak mide bulantısı migrenin en önemli ve belirgin özellikleri arasındadır.

Birçok kadında adet kanamasından hemen önce östrojen hormonu düzeylerinin azalması migren ağrısına yol açabilir. Migrende seyrek olarak vücudun tarafında uyuşma veya güçsüzlük bazen de konuşma bozukluğu olur. Migren kadınlarda erkeklerden daha sık görülür.

Migrene kalıcı çözüm refleksoloji terapisiyle gelir.Refleksolojinin ağrı kesici etkisi bulunur. Özellikle stres kökenli baş ağrılarında çok çabuk etki gösterir.

Refleksolojinin binlerce yıldır hastalar üzerinde uygulanmış yatıştırıcı özelliği vardır. Refleksoloji sinirsel kökeni olan migrende baş ağrılarını baskıladığı  bireyi sağlığına kavuşturmak için yapılan bir terapi yöntemidir.

Migren krizinde düşen plazma serotonin artışına neden olur. Refleksoloji terapisi ile hipotalamus hipofiz ve bagırsak çeperlerine çalışılarak serotonin seviyesi dengede tutulur ve beynin içindeki temporal arterde genişleme gerçekleşmesine engel olunur. Kanda serbestleşen ağrı uyaranları stabil hale getirir.Gergin sinirler gevşetilerek sağlıklı bir sinirsel akışın sağlanması amaçlanır.

Refleksoloji bu tarz şikayetlerle gelen hastalarda temel olarak, gerginleşen sinirlerin gevşetilmesi, sağlıklı bir sinirsel akışın sağlanmasını amaçlar.  Bunun için ayak tabanı ve el bölgesinde bu bölgelere yoğun baskılar yaparak sorunu çözmeye çalışır.

Yapılan refleksoloji terapisiyle hastalarda iyileşme oranı düzenli ve kontrollü olarak alındığı takdirde oldukça yüksektir. Yaklaşık seans sayısı migrenin şiddetine göre 12-30 arasındadır.

Beş binyıllık tarihi olan ve dünya literatüründe Tamamlayıcı Tıp olarak bilinen Refleksoloji bilimi Türk uzmanların buluşuyla nörolojik birçok rahatsızlığa iyi geliyor.

Refleksoloji el ve ayaklardaki ilgili bölgelere belirli tekniklerle yapılan bası müdahalesi sonucu birtakım rahatsızlıkların tedavi ve rehabilitasyonunda kullanılan akut bir tedavi yöntemidir. Refleksolojiye göre el ve ayaklarda vücudun organlarına denk gelen belirli bölgeler vardır. Bu bölgelerin belirlenmesinde çeşitli yöntemler ve kuramlar geliştirilmiş. Bunlardan en sonuncusu bu bölgelerin bir takım enerji kanalları vasıtası ile belirlendiğini ve bu kurama göre ayak tabanından başlamak sureti ile beynimize doğru belirlenmiş enerji kanalları olduğunu savunulmaktaydı. Bu kuramdan hareketle oluşturulan ayak haritasında kalp sol tarafta olduğundan ötürü sağ ayakta kalp bölgesi bulunmamaktaydı. Yani ayaklardaki vücut haritası organların vücuttaki dizilimine göre yukardan aşağıya iz düşümü metodu ile belirlenmişti. Esat Başaran Belçika’da aldığı refleksoloji eğitimi sonrasında Türkiye’de konu ile ilgili çalışmalar yapmaya başladı. Atatürk Üniversitesinde ortağı Halil Tabur ile yaptığı bir çalışmada bölgelerin belirlenmesi ile ilgili Prof.Dr. Şenol Dane danışmanlığında bir araştırma yaptı. Savunulan kuram her iki ayakta da aynı organların bulunduğu fakat farklı işlevleri olduğuna yönelikti. Bu kuram vücudumuzdaki sinir sistemine dayandırıldı. Vücuttaki organları kontrol eden Sempatik ve Parasempatik sinir sisteminin uzantıları ayaklarımızda, ellerimizde, kulaklarda ve gözlerimizde son bulmakta, dolayısıyla bu bölgelerdeki ilgili noktalar uyarıldığında aynı zamanda Sempatik ve Parasempatik sinir sistemi devreye girmiş oluyor.Yani sağ ayaktaki bölgeler uyarıldığında beynimizin sol yarım küresi uyarılmış ve Sempatik sistem devreye girmiş olur. Yine sol ayaktaki bölgelere bası uygulandığında beynimizin sağ yarım küresini uyarmış oluruz ve Parasempatik sinir sistemi devreye girer. Bu kuramdan hareketle her iki ayakta da aynı bölgeler mevcuttur fakat bu bölgeler Sempatik ve Parasempatik sisteminin uyarılmasına bağlı olarak farklı görevleri üstlenirler. Mesela bundan önceki refleksoloji haritalarında kalp vücudun sol tarafında olduğu için ayaktaki kalp bölgesi de sol ayakta yer almaktaydı ve sağ ayakta kalp bulunmamaktaydı. Esat Başaran ve Halil Tabur’un geliştirdiği kurama göre ise iki ayakta da kalp bölgesi mevcut fakat sağ ayaktan kalp bölgesine yapılan bir uyarı sempatik sinir sistemi vasıtası ile beynimizin sol yarım küresini uyarmakta ve kalp atışının hızlanması ve kalbin hızlı pompalanması gibi işlevleri üstlenmektedir. Sol ayaktaki kalp bölgesine yapılan bası ise parasempatik sinir sistemi vasıtası ile sağ beynimizi uyarmakta ve Kalp atışlarının yavaşlamasına sebep olmaktadır. Geliştirilen bu kuramla tüm dünyada kullanılmakta olan refleksoloji haritaları değiştirilmiş oldu.

Geçtiğimiz aylarda Amerika’ya gidilerek Refleksoloji ile ilgili dünyanın otoritesi olarak kabul edilen Kevin KUNZ ile bir görüşme yapıldı.Kevin Kunz refleksoloji ile yaklaşık 30 yıldır ilgileniyor ve bu alanda 14 kitabı tam 19 dile çevrilerek yurt dışındaki refleksoloji üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulmakta.Esat Başaran ve Halil Tabur ‘ un bulduğu bu kuram ile ilgili görüşmek istediğini belirtti.Bu buluş sayesinde refleksoloji Felçli hastalarda dünyanın en etkili tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak kayda geçti, Bir çok CP li ve otizmli çocukta refleksoloji çok olumlu sonuçlar verdi..Kevin Kunz bu kuramdan bahsetti ve Japonya’da icat edilen Refleksoloji MR’ı sayesinde bu kuramın ispatlandığını anlattı.

Psikoakademi de uygulanan refleksoloji yoğunlukla Serebral Palsi ve otizm üzerine çalışmalar yapmış ve başarılı sonuçlar alınmıştır. Refleksoloji tekniklerin genel amacı kas tonusunu normalleştirmek, gövdede ileri denge reaksiyonlarını geliştirmek ve normal hareket paternlerini fasilite etmektir. Bazı uyarı noktalarından verilen basınç kas iğciğinden kalkan germe refleksini inhibe ederek spastik kas tonusunu azaltır.

Serebral Palsili çocuklarda çocuğun spastisite yoğunluğu ve yaşı göz önüne alınarak uygun refleksoloji çalışma bölgeleri hazırlanır. Gelen hastanın hareket bozuklukları mental durumu ve hastalığa bağlı diğer şikâyetleri (hareketsizliğe bağlı kabızlık sorunları mide reflüsü ) göz önünde bulundurularak ayaktan hangi refleks noktalarının kullanılması gerektiği saptanır.Serebral Palsili hastalarda ilk seanslardan itibaren göze çarpan en önemli değişiklikler yoğun gevşeme ,mide ve bağırsak şikayetlerinin giderilmesidir. Ağırlıklı olarak mental retardasyonun olduğu durumda beyin sinir sonlanmalarının ayakta bittiği sol başparmak çalışılır. Buna eşlik eden mide sinir sonlanmaları, bağırsak sinir sonlanmasının noktaları ve gevşeme noktaları üzerinden geçilir. Refleksolojide  geliştirilen sağ ve sol ayak (sempatik ve parasempatik) kuramına göre refleks noktaları belirlenip hastanın ihtiyacına göre düzenlemeler yapılır.Bağırsak refleks noktaları çalışılarak toksin ve atıklarının atımı sağlanır,mide nefes borusu yemek borusu refleks noktaları çalışılıp reflü şikayeti aza indirgenir,ayakta gevşeme merkezlerinden geçilip kasılmalar en aza indirgenir,adelelerdeki kuvvet azlığı ve istemsiz hareketlerin önüne geçilir.

Serebral Palsili çocuklarda refleksoloji aldıktan sonra görülen gelişmeler anormal postür ve paternlerin düzeltilmesi, oluşabilecek deformitelerin önlenmesi, mevcut becerilerin geliştirilmesi, yeni becerilerin öğretilmesi, üst ekstremitelerin fonksiyonel kullanımı sağlanması konuşama merkezine yapılan çalışma ile anlaşabilir konuşmayı sağlamaktır. Refleksoloji merkezlerimizde hastanın çocuk olduğu, ruhsal ve fiziksel gelişimi için çevresi ve diğer çocuklarla iletişiminin önemi unutulmamalı, topluma kazandırılmış mutlu bir birey olması hedeflenmelidir.

Otizmde refleksolojinin uygulandığı alanlardan biridir.Otizim daha çok mide bağırsak yollarına dokunan bir durum olduğundan dolayı vücudu zararlı maddelerden arındırma metodları ve hücreleri yenilemeye yönelik çalışma olumlu sonuçlar vermektedir. Otist çocuklarda ailelerin en çok şikayet ettikleri hiperaktiflik agresiflik mutsuzluk kendine zarar verme gibi sıkıntılar kısa sürede sonuç verir.Refleksoloji ayak refleks noktaları yoğunlukla beyin sinir sonlanmasının bittiği merkezdir.Otizmde norepinefrin,dopamin ve serotoninin metabolik yollarında bozukluklar olduğu düşünülmektedir.Refleksolojinin dopamin ve serotonin seviyesinde etkili olduğu yapılan bilimsel çalışmalarda kanıtlanmıştır.Yoğun beyin sinir sonlanmasının ayak üzerinden çalışılması sonucunda dikkat eksikliği ,bellekteki bozukluk ,işitsel uyarıcıyı işlemde yetersizlik ,kavsamsal konuların işlemesindeki sorun ,sosyal iletişim ,dil ve karmaşık bilişşel bilgiyi işlemedeki güçlüğün giderilmesinde yardımcı olur.Refleksoloji çalışma bölgeleri beyin sinir sonlanmaları mide ve bağırsak sinir sonlanmaları hiperaktiviteyi azaltmaya yönelik merkezler konuşmaya yardımcı merkezlerdir.Duygusal ve davranışsal problemlerin yanı sıra otistik özellikleri olan çocuklarda görülebilen bazı bağırsak sorunları mide bağırsak duvranın incelmesine ve yabancı maddelerin bağırsak içine girmesine sebep olur.Literatüre göre bu toksin maddeler mide bağırsak yolu ile kan dolaşımına dahil olarak beyin fonksiyonunu etkiler.Bağırsak fonksiyonlarının artırılması ile vücudun toksinlerden arındırılması karaciğer ve bağışıklık sisteminin fonksiyonunun iyileştirilmesi vücudun ve zihnin uyumunu sağlar. İlk seanslardan itibaren hiperaktivitede azalma göz kontağı kurma veya kurulan sürenin artması mide ve bağırsak sorunlarının azalması, farkındalığın gelişmesi gözlenir. Refleksoloji otizmli çocuklarda görülen kas gevşekliğine motor planlamadaki yetersizliğe ve belirgin hareket bozukluklarına yardımcı olur.

Refleksoloji;

  • Endorfin üretiminin uyarılmasını sağlayarak ağrıyı kontrol eder.
  • Derin kas gevşemesi sağlayarak stres ve gerginliğin azalmasını sağlar.
  • Vücuttaki derin duyunun uyarılması ile diğer sistemlerin harekete geçmesini sağlar.
  • Kan ve lenfatik dolaşımın hızlanmasını sağlar.
  • Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda Refleksoloji çalışması çocuklarda zihni aktifleştirir hafızayı kuvvetlendirir. Beynin işleyiş hızının düzenlenmesi, ön beyin çalışma sisteminin düzenlenip geliştirilmesi gibi temel bir amaç etrafında toplanır.

Temel bölge sol ayakta baş parmağının belli kısımlarıdır. Beynin sempatik bölgesi daha çok hızlı çalıştığına dair hipotezler vardır. Bunun için bu hipoteze dair yapılan çalışmalarda beynin o bölgesinin sol ayaktan yapıldığı yani parasempatik dediğimiz bölgeden yapıldığı takdirde daha yavaş tempoda çalışmasını düzenleyerek çalışmalarını sağlamaktır.